19 Haziran 2017 Pazartesi

Bireyselliğin Mutsuzluk Çağı

   
        

Öyle bir çağdayız ki yaşamak denilen şey nefes alıp,yemek yiyip,uyumak ve birbirinin aynısı günleri tekrarlamaktan ibaret bir eyleme dönüştü.Sıradan ve yavan bir şekilde canlılığımızı sürdürüyoruz.Mutlu yaşamıyoruz,yaşatmıyoruz artık birbirimizi.Herkes birbirinin kuyusunu kazar vaziyette elinde kürekle bekliyor.Birisi bir işte başarılıysa onu motive edip,desteklemek yerine kötülüğünü isteyip kıskanıyoruz.

 

Hoşgörü,yardımlaşma,işbirliği,empati,başkasının mutluluğu ile mutlu olmak çok az yaşanan güzellikler, "Ey gidi o eski günler" sözüyle yad edilen.İlişkiler son derece yüzeysel.İnsanların menfaatleri için birbirlerini geçici süreliğine kullanmasından ibaret,samimiyetsiz ve soğuk.Zaman ilerledikçe,günler geçtikçe mutsuzluğa,yalnızlığa alışıyoruz.Alışılan bu mutsuzluk günden güne sarıyor bizi.En basitinden yolda giderken,gülen bir insan görsek;"Neden gülüyor ki bu şimdi?" ya da "Komik bir halim mi var deli mi ne?" diye aklımızdan geçirip sorguluyoruz hemen.Gülmek son derece normal bir eylemken gülen bir yüz görmeyi anormalleştiriyoruz.Asık suratlar görmeyi normalleştiriyoruz,mutsuzluğa bu denli alışıyoruz işte.

 

Yaşadığımız bu soğuk çağa bir sürü isim koyuyorlar; teknoloji çağı,bilim çağı,iletişim çağı...Hepsi saçma geliyor bana. Bu çağın adı basbayağı "bireyselliğin mutsuzluk çağı".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder