26 Şubat 2014 Çarşamba

Kağıt, kalem ve yazmak.



    Elime kalemi kağıdı alıyorum tam yazmaya  başlıyorum ki ,aklımdaki her şey uçuveriyor aniden.Gün içerisinde kafama takılan,yazmayı istediğim her şey,yazmaya başladığım anda yalnız bırakıyor beni.Kendi başının çaresine bak dercesine...Sebebini bilmiyorum,aslında sadece bende mi oluyor onu da bilmiyorum.Çok doğru bulduğum bir söz var: Yazmak hapşırmak gibidir,geldi mi tutamazsın.." Benim içinde aynen öyle yazma isteğim geldi mi ne olursa olsun yazmadan,içimdekileri kusmadan rahat edemem..


   Bir şeyler yazarken,parmaklarımın her hareketinde,kalemin kağıt üzerindeki çıkardığı o sürtünme sesini duymam yetiyor yazmam için.Ruhuma dinginlik verip,içimi dökmeme yardım ediyor o ses.Kağıt ve kalem...Bu dünyada ki en iyi ikili belki de.


      Günlük,şiir,deneme hepsinden yazıyorum.gün içinde dibe vurduğum duygusal anlardan tutunda,mutluluktan bulutlara çıktığım anlara kadar yazıyorum.Aradan zaman geçtikten sonra açıp okuyorum.Yaşadıklarımı,yazdıklarımı ben bile unutmuşum. Ama içimi döktüğüm dostum tek bir noktasını bile unutmamış,benim için saklamış.Yazmanın en sevdiğim yönlerinden biri de bu.Ne de olsa "Söz uçar,yazı kalırmış."
 

         Karakter olarak içe dönük ve insan ilişkilerinde duvarları olan bir tipim maalesef.İstesemde kimseye anlatamam özel şeylerimi.İçimde de tutamıyorum o halde tek bir şey kalıyor geriye.Yazmak...İçimdeki sevinçleri,fırtınaları,depremleri hep yazıyorum.Konuşmaktan daha iyi geliyor yazmak.İnsanlar yakınlarıyla,dostlarıyla paylaşır özelini,ben de dostum olarak kağıt kalemi seçtim.Siz de benim gibiyseniz yazın derim.İçinizden ne geliyorsa,küçücük bir satır bile olsa yazın,içinizde tutmayın hiçbir şeyi.Kök saldırmanın manası yok,yazın ve yüklerinizi atın sırtınızdan...   












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder