14 Haziran 2018 Perşembe

hayat, biz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir.

Duvarda asılı olan saatin alabildiğine aceleci, bilinmeyen bir yere doğru koşan tik takları çoğu zaman insani sağır eden bir sessizliğin simgesi olur. Öylesine eşsiz bir sessizliktir ki bu insanı durduk yere rahatsız olma, endişe duyma bazende gelecekten korkma hallerine sürükler. Bu hislerin sebebi de; saatlerin akrebi ve yelkovanının her gün yeni baştan üzerinde dolaştığı sayılara bakarak, saatleri gösteren o sayılarda geleceklerimizi görmemizdir kuşkusuz. Bu görüngelerimiz doğrultusunda planlar yaparız. Bu konuyla ilgili ünlü müzisyen John Lennon'un bir sözü var; "Hayat, biz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir." Bu sözün doğruluğuna ve yerindeliğine yürekten inanıyorum. Dilimlere  bölüp adını zaman koyduğumuz ve sürekli akıp giden, her akışında farklı şeylerle gelen bu muğlaklık bizi gelecek bilinmezini düşünmeye ve planlar yapmaya sevk etmiyor mu aslında?

Planlar, hedefler belirliyoruz sayısızca, hayat temposu ve 21.yy 'ın dayattığı  'hızlı yaşama/tüketme' alışkanlıkları da eklenince işin içine çözülmesi zor bir yumak oluşuyor. İnsanın kendi eliyle, hep daha fazlasını istemesinin bir sonucu oluşturduğu bu yumak daha da işin içinden çıkılmaz bir hal yaratmıyor mu? Üstelik her zaman elinde bir joker bulunduran zaman da ne getirecek belli değilken. Zira saatler insana her zaman güzel şeyleri anımsatmıyor. Sonuçta her birimiz bir gün, bir günün bir saatinde ölmeyecek miyiz?


31 Aralık 2017 Pazar

2017/2018

Nasıl geçti yılın?
Sağlıklı olduğun için hiç sevindin, şükrettin mi bu yıl?
Kaç kez güneşin doğuşunu seyrettin?
Nedensizce kaç kez, kaç kişiye hediye aldın?
Kaç sabah yolda giderken bir kediyi ya da köpeği okşadın?
Yeni doğmuş mis kokulu kaç bebeği kucağına alıp kokladın?
Yaz gecelerinde, yüzünü gökyüzüne çevirip ne çok yıldız var diye şaşırdığın oldu mu hiç?
Yaşlı bir ağaca sarılıp, gölgesinde hayal kurdun mu?
Üzerim kirlenir, böcek ısırır diye korkmadan çimlere uzandığın oldu mu?
Peki çocukluğundan kalan bir anıyı hatırlayıp, gülümsediğin oldu mu?
Kaç kişiye mektup yazıp, yolladın?
Bu yıl kaç kere gökkuşağı gördün ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Zor zamanlarında yanında olan kaç kişiye minnet duyup, sıkıca sarılsın ona?
Uzun zamandır görüşmediğin, özlediğini fark ettiğin kaç arkadaşını aradın?
Bitmesin diye dua ettiğin, en sevdiğin çikolatayı kaç kişiyle paylaştın?
Aslında mutlu olduğunu kaç kez fark ettin bu yıl?
Güzel bir yılın bu saydıklarım gibi "küçücük şeylere" bağlı olduğunu düşünüp; mutlu etmeyi, mutlu olmayı denedin mi?

Yayıl çimlerin üzerine, güneşi teninde hisset, hayallerini kovala, mektup yaz, dans et, gökyüzüne zıpla, gözlerinden yaş gelene dek gül, bolca sarıl..
Yeni yıl yeni umutlar durmadan düşle, çokça keşfet, yapamazsın diyenlere inat daha fazla çabala, daha hızlı koş, daha sık saçmala, kendini çok daha fazla sev, daha fazla kendin ol..
HADİ mutluluk bir seçim, 2018 de mutlu olmayı seç 




19 Haziran 2017 Pazartesi

Türkiye'de Kadın Olmak

      

 

    Oğlunun anası, kocasının karısı, babasının kızı… Kadının tanımını yapmak için hep bir erkeğe ihtiyaç duyuluyor topraklarımızda. Cinsiyetinin, varoluşunun tanımı dahi doğru düzgün yapılmayan kadınlar olarak hayatın her alanında ikinci plana itiliyoruz. En basit hakları dilediğince yaşamak için mücadele etmekte; özgürlüğü için, kendisi olabilmek için,  varoluşundan utanmamak için hep daha fazla çaba sarf etmek zorunda. Dünde böyleydi bugün de böyle bu adaletsiz algı.

 


 

     Kadın, gece dışarı çıkmak istese “Ne işi var bu saatte dışarıda?”, dilediği kıyafeti giymek istese “Şuna bak ne biçim giyinmiş aranıyor orospu” algısı yıllardır aynı, değişmiyor. Toplumun yanlış ve eşitsiz cinsiyet algısı yüzünden, konuşurken yanlış anlaşılmamak için kelimelerini seçerek konuşmak zorunda, evine gitmek için geç saatlere kaldığında iğrenç bakışlara maruz kalmak zorunda, erkekler tahrik olmasın diye kıyafetlerini derli toplu seçmek zorunda hatta attığı kahkaha bile yanlış algılanmasın diye içinden gelen mutluluk yansıması olan kahkahayı saklamak zorunda.

 

 

    En temel insan haklarını yaşamak için bile bu denli sıkıntı çekmek yetmiyor her gün iş/okul çıkışı evine korkarak yürüyor, gönül rahatlığıyla kulaklığıyla müzik bile dinleyemiyor yürürken, iğrenç laflara, küfürlere bakışlara maruz kalıyor bazen şiddet görüyor, işkence görüyor yetmiyor taciz/tecavüz ediliyor o da yetmiyor korkunç şekillerde öldürülüyor. Bunların hiçbirini hak etmediği halde üstüne bir de bunlar onun suçu gibi suçlanıyor, hak etmişti deniyor. Faili/katili/suçlusu her neyse saçma sapan hallerden indirim alıp elini kolunu sallayarak devam ediyor hayatına. Yaşanan tüm bu kadını değersizleştiren olaylar kadınları doğuştan suçlu kılmaya yetiyor bu ülkede.

 

 

       Bu yazdıklarımı verilerle desteklemek gerekirse;

-Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Cinsiyet Raporu’na göre Türkiye son 10 yılda 20 basamak geriledi. Kadın –erkek eşitliğinde 142 ülke arasında 125.sırada yer alıyor.(Tunus 123. ,Bahreyn 124. sırada)

-Son 13 yılda (2002-2015) 5406 kadın cinayete kurban gitti.

-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaşayan her 2 kadından 1’i fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor.

-Yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı % 48.5

Bu basit bir kaç veri bile açıkça gösteriyor ki kadınlar cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa uğruyor.  Daha zengin, daha güçlü, daha özgür, daha adaletli ve daha yaşanılabilir Türkiye hayali dinliyoruz hep politikacılardan. Lakin hep unutulan bir şey var;  “Bir ülkenin yarısı ayaklarından toprağa zincirlendikçe geri kalanı göklere yükselemez.” Tüm bu hayalleri gerçekleştirmenin yolu öncelikle ve muhakkak olarak toplumun bel kemiğini oluşturan kadınların haklarını teslim etmekten geçiyor.

Bireyselliğin Mutsuzluk Çağı

   
        

Öyle bir çağdayız ki yaşamak denilen şey nefes alıp,yemek yiyip,uyumak ve birbirinin aynısı günleri tekrarlamaktan ibaret bir eyleme dönüştü.Sıradan ve yavan bir şekilde canlılığımızı sürdürüyoruz.Mutlu yaşamıyoruz,yaşatmıyoruz artık birbirimizi.Herkes birbirinin kuyusunu kazar vaziyette elinde kürekle bekliyor.Birisi bir işte başarılıysa onu motive edip,desteklemek yerine kötülüğünü isteyip kıskanıyoruz.

 

Hoşgörü,yardımlaşma,işbirliği,empati,başkasının mutluluğu ile mutlu olmak çok az yaşanan güzellikler, "Ey gidi o eski günler" sözüyle yad edilen.İlişkiler son derece yüzeysel.İnsanların menfaatleri için birbirlerini geçici süreliğine kullanmasından ibaret,samimiyetsiz ve soğuk.Zaman ilerledikçe,günler geçtikçe mutsuzluğa,yalnızlığa alışıyoruz.Alışılan bu mutsuzluk günden güne sarıyor bizi.En basitinden yolda giderken,gülen bir insan görsek;"Neden gülüyor ki bu şimdi?" ya da "Komik bir halim mi var deli mi ne?" diye aklımızdan geçirip sorguluyoruz hemen.Gülmek son derece normal bir eylemken gülen bir yüz görmeyi anormalleştiriyoruz.Asık suratlar görmeyi normalleştiriyoruz,mutsuzluğa bu denli alışıyoruz işte.

 

Yaşadığımız bu soğuk çağa bir sürü isim koyuyorlar; teknoloji çağı,bilim çağı,iletişim çağı...Hepsi saçma geliyor bana. Bu çağın adı basbayağı "bireyselliğin mutsuzluk çağı".

15 Haziran 2014 Pazar

mutluluk samimiyette saklıdır aslında


     Samimiyet, insan ilişkilerinde temel taşlardan biridir benim için.Samimiyet dediysem de öyle senli benli olma durumunu kastetmiyorum.Mesela söylediklerimizle yaptıklarımızın tutarlı olması samimiyettir benim için.Ya da bunun gibi şeyler...

 

 

 

      Allah “Samimi olan kullarım kurtulur.”demiştir.İslami açıdan da bu denli önemli bir şeydir samimiyet.İnsanoğlu nasılsa öyle görünmeli,yapmacık olmamalı.Olmadığı başka biri gibi görünmemeli,kalbinden nasıl geliyorsa öyle davranmalıdır.Davranışlarımız içimizden geldiği gibi duru olmalıdır.Samimiyet ile pek çok şeyler elde edildiği gibi; samimiyetsizlik ile de pek çok kayıplara maruz kalır insan.

 

 

 

       İnsanları kırmamalıyız,kandırmamalıyız,küçümsememeliyiz.Her zaman bize nasıl davranılmasını istiyorsak biz de karşımızdaki insana öyle davranmalıyız.Bunlar samimiyetin ve içtenliğin bir parçasıdır çünkü. 

 

      Mesela bayramda veya bir başka günde  ağzımızın kenarıyla öpmemeliyiz insanları,büyüklerimizin eline çenemizi sürüp,öpmüş gibi yapıp geri çekmemeliyiz kafamızı samimietimizle öpüyorsak tam öpmeliyiz.Birisine sarıldık mı tam sarılmalıyız,birisine gülümsedik mi tüm samimiyetimizle parlamalı o gülümseme.Gözlerimizle,gülüşümüzle karşımızdakine geçmeli samimiyetimiz.Bu şekilde daha güzel görünür hayat insana,mutluluk samimiyette saklıdır aslında :))

 


 

 

Samimiyet ile ilgili söylenmiş sözler; 

-Samimiyet cennete götüren yoldur. (Mencuis)

-Eğer söz söyleyen adam, söylediği şeye samimiyetle inanıyor ve samimiyetle anlatıyorsa, taşlardan mavi çimen çıkardığını iddia etse de, kendisine inanacak kimseler bulunur.(Dale Carnegie)

-Bir şeye samimiyetle inanan insan, yalnız menfaatlerinin kılavuzluğu ile ilerleyen doksandokuz kişiye bedeldir.(John Stuart Mili)

-Samimiyetin dili yoktur, o gözlerden anlaşılır.(Mustafa Kemal Atatürk)  

-Sevgi,güven,ilgi; toplanın samimiyet geliyor..(Mehmet Deveci)

      

    

 

     

 

      


    

11 Haziran 2014 Çarşamba

Mutlu olmak için sevmek gerek.



     Sevmek,insanın doğasında olan bir güzelliktir.En güzel ve en doğal şeylerden biridir sevmek.Sevdikçe güzelleşir hayat,sevdikçe daha çok severiz yaşamayı.Sevdikçe zevk alırız yaptıklarımızdan.Sevgi mutluluğu,iyiliği ve huzuru getirir kişiye.Sevgi hayata anlam katar,tüm boşlukları doldurur.

 


       Bir insanın sevgisi ne kadar dışa vurursa o kadar çok insan onu sever;ne kadar çok insan onu severse onun için başkalarını sevmek o kadar kolaylaşır.Sevgi böylece deniz gibi,gökyüzü gibi sonsuzlaşır.

 

    İnsan hayatının tüm karşıtlıklarını çözen ve insana en büyük mutluluğu veren his,sevgiden başkası değildir.Sevildiğimizi hissetmek dünyanın en güzel hislerinden biridir kuşkusuz.Sevildiğimizi hissetmek mutluluk ve güven verir.Böylece tüm pozitif düşünceler bizimle olur ve hayattan zevk alırız.

 

 

      Eğer zor durumdaysanız,moraliniz bozuksa,içinizde sıkıntı veya korku varsa kendinize şöyle deyin :"Bu hayatta karşıma çıkan her şeyi seveceğim." Bu söze bağlı kalmaya çalışın,göreceksiniz her şey yoluna girecek.Karmaşık görünen her şey basitleşecek,tüm negatif düşünceler sevginin kollarında boğulup yok olacak..

     Mutlu olmamız için sevmemiz gerekir.Her şeyi sevmek ve her yünde sevgi ağları örerek sevmek en güzelidir.Ağa gelen kim olursa olsun onu kabul edin ve içini sevgiyle doldurun.Ayrım yapmadan her şeyi sevin.Yağan yağmuru,ağaçta öten kuşu,dinlediğiniz şarkıyı,yazı yazdığınız kalemi,her gün gördüğünüz komşunuzu,her zaman yanınızda olan ailenizi,topunuzu bahçesine kaçırdığınız için topu kesen huysuz ihtiyarı,yediğiniz yemeği vs... her şeyi sevin.  

 

    Göreceksinizki severek yaptığınız her şey sizi daha mutlu kılacak.



 
Kız Kulesi/İSTANBUL

  Sevgi ile ilgili söylenmiş sözler

-Sevgiden acılar tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar, altın olur; sevgi yüzünden tortular durulur, arınır; sevgiden dertler şifa bulur; sevgi yüzünden, padişah kul kesilir. -Lev Tolstoy

-Sevgi her zaman kolların açık duruşudur, sevgi için kollarınızı kaparsanız, kendiniz dışında tutacak hiçbir şey kalmadığını görürsünüz. - Leo Buscaglia

-Sevgi, kötülüğü yok ettiği gibi, iyiliği de yaymaktadır, katı kalpleri yumuşatmakta, insan doğasının en saf yönünü oluşturmaktadır. Sevgi, insanlığın dayandığı en büyük hakikattir. -Sabina

 

10 Haziran 2014 Salı

Güzel,mutlu,huzurlu,sağlıklı ve dolu dolu yaşamak için :)


    Yerel bir gazete de gördüğüm,uygulamaya çalıştığım güzel,mutlu,huzurlu ve dolu dolu yaşamak için 30 maddelik bir liste.Küçücük şeylerle mutlu olunabileceğini,bize sıradan gelen şeylerin başkalarını mutlu edeceğini gösteren kolay bir liste bu.Sağlıklı ve verimli bir hayatın küçücük ipuçları gizli bu listede.Gerçekten insana olumlu bir enerji veriyor.Ben de bugün blogumda bu listeyi paylaşmak istedim :)

 





1)Çok su için.

 

2)Kahvaltıyı kral,öğle yemeğini prens,akşam yemeğini dilenci gibi yiyin.

 

3)Mümkünse eğer ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok tüketin,fabrikada üretilen hazır gıdaları daha az tüketin.

 

4)3 E ile yaşayın. 3 E=Energy,Enthusiasm and Empathy yani enerji,heyecan ve duygu paylaşımı.

 

5)Kendiniz için en iyisini isteyin,dua edin.

 

6)Her gün en az 10 dk hiç bir şey yapmadan sessizce oturun,kendinizi dinleyin.

 

7)Günlük ortalama 7 saat uyuyun,fazlası da azı da zararlıdır çünkü.

 

8)Her gün yürüyüş yapın,yürürken gülümseyin.

 

9)Kendinizi her gün geliştirin.Yeni bilgiler edinin en azından yabancı birkaç sözcük öğrenin.

 

10)Hayatınızı başkalarınınki ile karşılaştırmayın.Sen sensin başkası başkasıdır çünkü,herkesin farklı hikayesi vardır.

 

11)Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın.Öfke,kibir,kin vs. olumsuz şeyler yerine enerjinizi olumlu şeylere harcayın.

 

12)Kendinizi fazla abartmayın,sınırlarınızı ve haddinizi her zaman bilin.

 

13)Enerjinizi gereksiz konuşmalarla boşuna harcamayın,az lafla çok şey anlatın.

 

14)Uyanıkken çok hayal kurun,hayal insanı hayata bağlar.

 

15)"İhtiyacım olan her şeye sahibim" diyerek çekememezliğe ve kıskançlığa düşmeyin.

 

16)Geçmişi geçmişte bırakın,gelecek için kaygılanmayın ve içinde bulunduğunuz anın tadını çıkarın.Geçmişinizle barışın ki şimdiki zamanınızı bozmasın.

 

17)Kimseden nefret etmeyin.Hayat,birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır.

 

18)Kimseden bir şey beklemeyin çünkü senden başka kimse senin mutluluğundan  sorumlu değildir.

 

19)Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın.

 

20)Daha fazla gülümseyin çevrenizdekilere.Gülmek bulaşıcıdır çünkü.Gülün ve güldürün.

 

21) 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.Bu size  ilginç ve güzel geleceltir.

 

22)Hergün en az 3 kişiye gülümseyin.Tanımadığınız en az bir kişiye GÜNAYDIN deyin.

 

23)Her zaman kalbinizden gelen sese kulak verin.

 

24)Faydalı,güzel ve neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun.

 

25)Ailenizle ve arkadaşlarınızla vakit geçirin.Çünkü her şey gidebilir ama kalan tek şey onlardır hayatta..

 

26)Bir durum iyi veya kötü olsun kendinizi çok kaptırmayın nasılsa değişecektir.

 

27)Küçük şeyleri(kilo,tip vs) kafanıza takmayın,nasıl hissettiğinizin bir önemi yok kalkın,giyinin ve gezin.

 

28)Gözlerinizi açtığınız her yeni gün için Yaradan'a şükredin.

 

29)Başkalarının sizin hakkında dediklerinize takılmayın.

 

30)Ve en önemlisi her zaman "En iyisine daha sıra gelmedi." diye düşünün..